Ekoloji

Buğday oyunları!


2004 yılında buğday ekim alanları 93 milyon dönüm iken, 2014 yılında 77 milyon dönüme geriledi. 2005 yılında 25 milyon 868 bin dolar buğday ithalatı yapılırken, 2014 yılında bu rakam 1 milyar 545 milyon 853 bin dolara çıkmış. Türkiye 2007 yılından itibaren açık ara en çok buğday ithalatını Rusya’dan yaparken 2014 yılında buğday ithalatın %75’i Rusya’dan gerçekleşmiş. Dış politik ilişkilerde bir rüşvet işlevi kazandırılan ithalatlarla kendi çiftçisini açlığa mahkum eden bir siyasi anlayış, Türkiye’de tarımı adeta yok etmeye and içmiş gibi görünüyor. Rusya ile bir küs bir barışık yürüyen ilişkilerde sırf Kürt fobisi nedeniyle Rusya çiftçisini beklemekten başka bir anlamı olmayan buğday ithalatında gümrük vergisi önce sıfırlanmıştı. Sonrasında yaşanan sorunlarla buğday ithalatına yeniden %130 oranında gümrük vergisi kondu. Yine Rusya ile aşk yaşama umuduyla vergileri yeniden sıfırlandı. Bu sıfırlama sonrası 3 bin tonluk buğday gemisi Türkiye’ye geldi.

Çiftçiye uygun görülen buğday fiyatları!

2015 yılında 2014 göre buğday fiyatları yüzde 15 geri çekilmişti. 2016 yılında ise sadece %5.5’luk bir fiyat artışı oldu.
2015 yılı fiyatları 862 kuruş iken 2016 yılında 910 kuruş fiyat açıklanması çiftçide öfke yarattı. En az 1 liralık bir artış beklentisi içine giren çiftçi hayal kırıklığına uğradı. Verilen bu fiyat çiftçilerin üretim maliyetlerinin altında olduğu açıklandı. Rusya devletinin ihraç edilen buğday için Rus ihracatçılarına teşvik ve destekler yaparken Türkiye’de un üreten işletmeler Rusya’dan ithal ettiği buğdayla un imal edip ihracat yapıyorlar. Bu şirketlerin ithalat yoluyla ürettikleri un üzerinden yüksek karlar elde ederlerken Türkiye’de ki çiftçiler ise Tarım mahsulleri Ofisi’nin (TMO) fiyat politikaları ile açlığa mahkum edilip tarım üretiminden uzaklaşmasını sağlıyorlar. Şirketlerin bir tek hedefleri olduğu biliniyor. Ham maddeyi nereden temin ettiklerinin onlar için bir önemi yok yeter ki ucuz olsun. Bir şirket devletine dönüşen Türkiye’de küçük çiftçiliğin bitirilmesiyle birlikte insanlar; nereden geldiği, nasıl üretildiği bilinmeyen ürünleri sofralarında yüksek fiyatlarla tüketirken şirketlerin bir kölesi gibi yaşamaya mahkum ediliyor.