Kadın

UnutaMAMAK: Yolu mahpusta kesişen 41 kadının hikayesi


12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Mamak Cezaevi’nde yolları kesişen 41 kadının hikayesinin kaleme alındığı “UnutaMAMAK 12 Eylül Kadınları” kitabı geçtiğimiz ay Redaksiyon Yayınevi’nden çıktı. Darbe ile gelen faşist yönetim kendini en çok cezaevlerinde hissettirirken, kadınların dayanışması ve birlikteliği duvarları aşarak okur severlerle buluşuyor. Aradan geçen 37 yılın ardından kadınların cezaevinde yazdığı mektupların ortaya çıkmasıyla 41 kadının yolları tekrar kesişiyor. Okurlarının bu güne dairde çok şey bulacağı kitap, Mamak Cezaevi’nde yaşanılanları tarihe not etmeye devam ediyor. Kitap çalışmasının en başından beri içinde yer alan ve hazırlık grubunda olan Ayten Saçık, Latife Türkyılmaz, Selma Karamert Güven ve Gülten Saçık Çiftçi kitabın ortaya çıkmasını ve cezaevi deneyimlerini anlattı. 1980-83 yılları arasında kaldığı Mamak Cezaevi sürecini, “A, C, D oklarının hepsinde dolaştım. Hücrelerde tecrit denilen yerlerde kaldım” diye anlattı. Saçık, kitabın ortaya çıkış sürecini ise, “2008’de bizim dışarıya iletişim içinde bulunduğumuz mektupların 26 yıl sonra gönderilmediğini öğrendik. Biz gitti biliyorduk, ailelerimiz gelmedi diye biliyor. Oradaki bir görevli adını vermek istemedi, Devrimci 78’liler Vakfına getirip bir paket bırakıyor. Oranın başkanına o zaman ‘bu sizin tarihiniz ben 26 yıl sakladım buyurun tarihinizi size iade ediyorum’ diyerek mektupları teslim ediyor. Adımı vermek istemiyorum diyor ve alan kişi açarken çok korkuyor bomba olmasından. Sonuçta açıyor bakıyor oda tabi cezaevinde yatan bir insan. Mektupları ve tebrikleri görüyor. Onun üzerine iletişim sonucu bir araya geldik. Ankara’da kadın arkadaşlarla buluştuk ve böyle bir fikir ortaya çıktı. ‘Tarihe not düşelim’ dedik” sözleriyle anlattı.

18 yaşındayken ‘yapacağız’ dedik

1980’de girdiği Mamak Cezaevi’nde kısa bir süre kalan Latife Türkyılmaz ise, “Bizler içeride tabi ki çok yara aldık. Aldığımız yaranın iyileşmesinin bir yolu da yaşadıklarımızı anlatmak ve nasıl dayanabildiğimizi içerideki şiddeti nasıl aşabildiğimizi anlatmaktı. Bu amaçla yazdık kitabımızı. Mamak’taki o birlikteliğimizi, heyecanımızı, dostluğumuzu kitaba yansıtmak istedik. Birlikte gülmeyi, birlikte ağlamayı tüm bunları aktarmak istedik” dedi. 1980-82 yılları arasında kaldığı Mamak Cezaevi’ni, “Ölümü dahi göze almıştık ama; yapılan işkencelerin, eziyetin, şiddetin derecelerini asla tahmin edemezdik” diye anlatan Gülten Saçık Çiftçi de, “Biz gönüllü ‘eziyet’ çekenleriz aslında. 5 gönüllü hazırlama grubu ortaya çıktı. Kitap bittiğinde taslak olarak elimize geldiğinde çok mutlu oldum. ‘Acaba olmayacak mı?’ dediğimiz zamanlar oldu bizden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı. Ama yine de her birimiz direndik. Direnmeyi biliyorduk. Daha 18 yaşındayken onları yaptık bunları da yapacağız dedik” diye belirtti.

Habibe Eren/Şûjin