Ekoloji

Kanser’e yanıt: ‘OHAL var, açıklayamayız!’


Aydın-Söke’nin Kisir köyünde 1958’de açılan ve öylece bırakılan uranyum madeni nedeniyle kanser hastalığı köylünün kaderi olmuş. Ege Çevre ve Kültür Platformu’nun (EGEÇEP) 3 yıl önce gerçekleştirdiği bir panelde Kisir Köyü Muhtarı Baki Suna, yaşadıklarını şu sözle aktarmıştı: “Biz ölüyoruz.” Baki Sunal Hürriyet gazetesinde çıkan haberde şimdiki durumu ise şu sözlerle aktarıyor: “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu heyetleri gelip ölçümler yaptı. ‘Sonuç’ diye sorduğumuzda yüzlerinde alaycı bir gülümseme ile ‘OHAL var, açıklayamayız’ dediler.

Ölçüm aletini buraya koyduklarında, çıkardığı sesten kırılacağını zannettim” diyor. Muhtar, eline aldığı bir taşı sondaj kuyusundan içeri bırakıyor, “Bak su var, tehlike suya da karıştı” diyor. Muhtar, büyük bir kayanın çatlağından aşağıya doğru inen sarılığın uranyum olduğunu ifade ediyor. Nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliği’nin Almanya Seksiyonu Üyesi Radyolog Doktor Alper Öktem ve Dokuz Eylül Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül alanda ölçüm yapan uzmanlar. Farklı cihazlarla farklı ölçümler yapmışlar. Sonuç ise; olması gerekenden 450 kat daha fazla radyasyon oranı olduğunu saptamışlar. Alanda ölçüm ve inceleme yapan uzmanlardan Yrd. Doç. Enver Yaser Küçükgül, alanda çalıştıktan sonra üç gece uykuda burnunun kanadığını söylüyor ve bu durumun radyasyonun kılcal damarları çatlatması nedeniyle oluştuğunu söylüyor. Kisir köylüleri haykırmaya devam ediyor; “Biz ölüyoruz.” HABER MERKEZİ