Köşe yazarları

Varlık Fonu ve Çaykur


Çaykur Varlık Fonu’na devredildi. Ne var bunda, demeyelim. Çünkü biz sudan sonra en çok çay tüketiriz. Ayrıca Doğu Karadenizlilerin üçte biri çay fabrikası çalışanıdır. Üçte biri çay fabrikası emeklisidir. Hemen herkes çay üreticisidir. Yani Çaykur Doğu Karadenizliler için iştir, aştır.

Özal Hükümeti, çayda Çaykur’un tekelliğini kaldırdı, çay üreticisi için zor günler başladı. Bakalım.

Kotalar ve işleyiş

Çaykur özel sektöre alan açmak için kota uygulamaktadır. Çay üreticileri bir hasat sezonunda üç kez yaş çay yaprağı toplar. Her toplama aralığı yaklaşık 45 gündür. Birinci sürgünde dekardan 600-800 kilogram yaş çay yaprağı elde ederler. Çaykur kota gereği sadece 350 kilogramını alır. Üreticiler kalan 250-450 kg arası çayı mecburen düşük fiyata özel sektöre satar. İkinci sürgünde yine dekardan yaklaşık 600-800 kilogram civarında yaş çay yaprağı toplanır. Çaykur yalnızca 375 kilogramını satın alır. Kalan 225-425 kilogram arası çayı ise yine düşük fiyatla özel sektör alır. Üçüncü sürgünde dekardan yaklaşık 450-600 kilogram yaş çay yaprağı toplanır. Çaykur bunun 300 kilogramını alır. Kalanını özel sektör ucuz fiyata kapatır. Böylece sömürü alımdan itibaren başlar.

Ödemeler

Ödemeler Çaykur’da farklı, özel sektörde farklıdır. Seçim dönemlerinde Çaykur ödemeleri bekletmeden yapar. Eğer seçim yoksa ödemeleri uzatır. Çaykur’un ödeme biçimi: Çaykur birinci sürgününki ikinci sürgün döneminde, ikinci sürgünününki üçüncü sürgün döneminde öder. Her sürgün arası 45 gündür. Ödemeler bu aralıklarla yapılır. Üçüncü sürgün yaş çay yaprağı ödemeleri seçim yoksa şubat ve marta kadar sarkabilir.

Özel sektörde ödemede bir düzen ve sistem yok. Özel sektör eskiden yaş çay yaprağının ödemesine karşılık olarak bakliyat ve diğer gıda maddelerini veriyordu. Şimdi karşılık olarak gıda vermeyi terk etti. Yine de özel sektör, üreticinin parasını çoğu kez nakit olarak vermiyor. Kuru çay olarak veriyor, öyle ödüyor. Kuru çayı alan üretici aldığı çayı satmak için müşteriyi kendisi buluyor, çayını paraya çeviriyor. Bir tür angaryaya koşuluyor çay üreticisi. Başka bir deyişle, çay üreticisi aynı zamanda özel sektör pazarlamacısı durumuna getirilmiş.

Burada da tabii ki, başka bir sömürü mekanizması başlıyor. Çiftçiye yaş çayının karşılığı olarak verilen kuru çay Çaykur’a göre hem kalitesiz hem de piyasa değerinin üzerinde oluyor. Örneğin piyasada çayın fiyatı 8,5 ile 12 TL iken, özel sektör üreticiye 13,5 TL ve üzerinde veriyor. Bu fiyattan özel sektörden kuru çayı alan çiftçi, piyasada 8,5-9 TL’ye zor satıyor. Çiftçi hem malını satarken hem ödemeyi alırken sömürülüyor.

Çay fabrikalarının özelleştirme olasılığı üreticinin kâbusuydu hep. Çünkü Çaykur piyasayı düzenleyen kurumdur. Çaykur olmazsa çay fiyatı belirleyiciliği sadece özel sektöre kalır.

Peki, Çaykur Fon’a devredilirse ne olur?

Fabrika çalışanlarının ücreti artmaz. Çay ürününün fiyatı yükselmez. Sömürü artar. Üretici yoksullaşır. Üreticinin üretim arzusu körelir. Çaykur’un 40 adet fabrikası var. Hepsi de düz ve çoğu deniz gören alanlarda kuruludur. Fon’un fabrikaları ihtiyaç halinde satması durumunda satın alan şirket Doğu Karadeniz’in sahibi olur. Doğu Karadeniz’de başka düz alan neredeyse yok çünkü. Halk için sosyal yaşam biter. Türkiye çay alımcısı ülke haline gelir.

Çaykur’un Varlık Fonu’na devri ile hem Doğu Karadenizliler, hem çay içicisi halk, hem de ülke ekonomisi ciddi zarar görür. Vazgeçilmelidir.