Köşe yazarları

Hedef yine Rojava


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 16 Nisan’da gerçekleştirilen referandumda yenilgiye uğradı. Ancak bu yenilgiyi çok özel yöntemler ve AGİT tarafından da hazırlanan referandum ön raporunda da belirtildiği gibi ciddi seçim ihlalleri yaparak örtmeye çalışıyor. AGİT ön raporunda seçim ihlalleri diye geçen hile, oyun, hiç oy alınmayan yerlerde sahte oy kullanma gibi yöntemlerle, baskı altına alınan halk ve muhalefet kast ediliyor. Türkiye halkları özellikle de Kürtler yapılan hileyi hazmetmedi. Recep Tayyip Erdoğan partisi AKP ve bu oyunun başını çeken YSK’ye karşı büyük bir tepki ortaya çıktı. Tepki farklı demokratik eylem yöntemleri ile ciddi protestolar şeklinde her geçen gün daha da büyüyerek sürüyor. Referandumda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP yenildi. O yüzden şu ana kadar Hamas, Müslüman Kardeşler, Katar, KDP yani Barzani’ler ile birkaç hiçbir etkisi olmayan ülke dışında tanıyan, kutlayan ülke olmadı.

AKP ve özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan gündem değiştirmekte uzman olduğu için tam da öyle bir dönemde daha önce bir biçimde yeniden havuz medyası tarafından Kuzey Suriye topraklarına yönelik Türkiye’nin saldırı planları gündemleştirildi. Sadece Kuzey Suriye toprakları da değil onunla birlikte Şengal’de saldırı hedefi içinde yer alıyor. Yeniden gündemleştirilen saldırı planı yeni değil. 3 Mart’ta KDP ve bizzat kendilerinin eğittikleri peşmerge adını verdikleri bazı paramiliter güçler kesimler eliyle Şengal’in Xana Sor nahiyesinde YBŞ güçlerine yönelik başlatılan saldırılarla uygulamaya konulmak istenen bir eski bir plandır. Saldırıdan hemen sonra yapılan plan Afrin, Gire Spi ve Şengal olmak üzere adını Üç Hilal planı verdikleri plan havuz medyasında dillendirilmeye başlandı. Xana Sor saldırısında planları deşifre oldu, gerçek planları açığa çıktı. Uluslararası ve Kürt kamuyonun büyük tepkisi ile karşılaşınca geçici süreliğine planı rafa kaldırdılar. Aynı planı şimdi yeniden gündeme koydular. Planı bu kez Haseke, Gire Spi ve Afrin’e operasyon şeklinde gündemleştirmeye başladılar. Şengal’i ise ağızlarına bile almadılar. Oysa bu planın en önemli hedeflerinden biri de Şengal’dir. Çünkü artık Türkiye ve işbirlikçisi KDP tarafından Kuzey, Şengal ve Rojava birbirinden kopuk ele alınmıyor. O yüzden yapılan siyasi, diplomatik ve askeri saldırı planlarının hepsi bu üç hedef üzerinden birlikte yapılıyor.

Erdoğan’ın gerçekten işgal etme, Kürtler ile Kuzey Suriye halklarının kazanımlarını yok etme gibi gerçek bir hedefi her zaman oldu. Bu hedef Erdoğan tarafından şimdi de korunuyor. Referandum oylamasından bir gün önce CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu’na, Mimbiç’te ne işimizin olduğunu sabır edersen görürsen cevabı bu amacını açıkça gösteriyor. Ayrıca hala Mimbiç, Gire Spi başta olmak üzere Afrin ve diğer Rojava kentleri üzerindeki tehditlerini sürdürdüğünü gösteriyor. Bu amacını gerçekleştirmek için uluslararası konjonktür ne kadar el verir o ayrı bir şey. Ancak Erdoğan ve AKP sürekli bu planını gündemde tutmaya devam edecek. Aslında bununla referandumda aldığı yenilgiyi değiştirmek için yeniden gündemleştiriliyor da olabilir. Ancak bununla gündem değiştirme başarılamazsa DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyona rağmen bir çılgınlıkla işgal amaçlı saldırılar da başlatabilir. Bununla şu an referandumda karşı çıkan ve ana muhalefet partisi CHP’yi de uluslar birlik ve bekaa meselesi diye saraya çekebilir. Kaldı ki Kemal Kılıçdaroğlu her zaman böyle bir şeye açıktır.

AKP ve Erdoğan’ın planı bu olurken Demokratik Suriye Güçleri, YPG, YPJ ile Demokratik Suriye Meclisi, Rojava özerk yönetimi ve DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyonun gündemi ise Rakka’nın özgürleştirilmesidir. ABD ve uluslararası koalisyonun ana gücünü YPG’nin oluşturduğu QSD güçleri ile başlattıkları Rakka’yı özgürleştirme hamlesi son aşamasına gelmek üzere. Çünkü Rakka şu an dört taraftan kuşatılmış durumda. Çevresi tamamen DAİŞ’ten temizlenmiş, sıra şehir merkezinin özgürleştirilmesine gelmek üzere. Gidişat önümüzdeki ay içinde Rakka şehir merkezinin DAİŞ’ten özgürleştirilmesi için operasyonun başlayacağını gösteriyor. QSD ve YPG şu an tüm ağırlığını Rakka’nın özgürleştirilmesine vermiş durumda. Böyle bir dönemde Türkiye’nin Gire Spi, Afrin veya bir başka Rojava ya da Kuzey Suriye merkezine saldırması durumunda DAİŞ’ten temizlenmiş ve şu an DAİŞ ile mücadele eden gücün denetimindeki alana arkadan saldırmış duruma düşecek. Böyle bir saldırı durumunda Türkiye açıkça Rakka’nın DAİŞ’ten alınmasını engellemiş olacak. Çünkü böyle bir saldırı durumunda Rakka operasyonu duracak. Bu durumda başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon içinde yer alan güçler sessiz kalabilir mi acaba? Kalmalarını beklemek büyük bir hata olur. Bu da referandum yenilgisi için gündem değiştirmek ve gerçek amaç olan işgali başlatmak için atılan bu adımla kendini bir anda büyük güçlerin de içine girebileceği bir savaşın içinde bulmak demektir. Kürtlerin bundan kaybetmeyeceği kesin. Çünkü hem askeri, hem de siyasi ve diplomatik olarak bölgenin en güçlü aktörleri oldular. Kaybeden dimyata pirince giderken elde bulgurdan oldu misali AKP ve Erdoğan olacak.