Köşe yazarları

Yaşamın zindanlaştırılmasına karşı zindanlarda direnenler!


Salt zindan dışında olmak özgür olmak anlamına gelmediği gibi, salt zindanda olmak da tutsak olmak anlamına gelmiyor. Özgürlük, insanın ve toplumun direnme gücünde, iradeyi ayaklandırma, düşünceyi, insan ilişkilerini doğru yürütebilme gücündedir. Direnmek, nerede olursa olsun özgürlüğe giden kapıları sonuna kadar açıyor. Yaşamın bir bütün zindan haline getirildiği şu günlerde, zindandaki tutsakların açlık grevi eylemleri bu anlamda da çok derin bir anlam taşıyor.

Coğrafyamızda yaşam, kelimenin tam anlamıyla zindanlaştırılmıştır. Zindan yaşamlaştırılmış, yaşam zindanlaştırılmıştır. Faşizm, sömürgecilik, liberalizm ve Ortadoğu’nun kendine has iktidar karakteri birleşip yaşanamaz, nefes alınamaz bir yaşam gerçekliği ortaya çıkarmıştır. Düşünmeyeceksin, konuşmayacaksın, örgütlenmeyeceksin, farklı hele de aykırı asla olmayacaksın, mücadele etmeyeceksin, hakkını aramayacaksın… Peki insan olmanın ayrıcalığı nerede kaldı o zaman? İnsan özgürlük arayışı ve mücadelesi ile insandır. Düşünmeyecekse, konuşmayacaksa, mücadele etmeyecekse, özgür tercihlerini yapamayacaksa, farklılığını bir özgürlük çeşitlemesi olarak ortaya koyamayacaksa nasıl insan olacak? Toplum nasıl toplum olacak?

Özgürlük tutkusu şüphesiz sadece insana ait bir değer ve eylem değildir, ancak insanla farklı ve harika bir anlam kazanmıştır. İnsan bu anlamda düşüncesiyle, toplum ilişkisiyle, örgütlülük ve mücadele iradesiyle, adil ve eşit ilişki tarzıyla evrenin özgürlük ilkesine farklı bir anlam katmıştır. Bu nedenle direnmek, her şeyden önce insan olmak anlamına gelmektedir. Nerede olursan ol; direniyorsan özgürlüğe kanat çırpıyorsun, uçuyorsun. Nerede olursan ol; direnmiyor ve sana dayatılan her şeyi olduğu gibi kabul edip sineye çekiyorsan, orası cennet de olsa zindandır.

İki ayı aşan bir süredir açlık grevinde bulunan özgür tutsaklar, her şeyden önce bize bu gerçeği anlatmaktadır. Onlar zindanda, devletin her türlü keyfi uygulamalarına, baskılarına, işkencelerine karşı onurluca direnmekte ve yaşamın zindan, zindanın da yaşam gerçeği haline getirilmesini kabul etmemektedirler. Zaman ve mekanı, direnişle özgürleştirmenin amansız mücadelesini vermektedirler. Onların eylemi salt günlük bazı hakları elde etmenin eylemi değildir. Onlar aslında sömürgeci, faşist zihniyetin milliyetçi, işgalci, çözümsüz ve saldırgan politikalarına karşı, tüm ülkeyi bir talan-yağma alanı haline getiren, sürekli parmak sallayarak tehdit eden, ezen, korkutan, farklılıkları susturan, emekçileri sonuna kadar sömüren, ahlaki değerleri yerle bir eden bu AKP rejimine karşı, bu rejimin yaşamı zindanlaştıran politikalarına karşı eylem geliştirmektedirler. Ve ölümüne bu eylemin içindedirler.

Zindandaki tutsakların özgürlük eylemi, İmralı tecridine son vermek, Kürt sorununun çözümüne yol açmak ve demokrasiden yana herkese nefes aldırmak içindir. Yaşamın özgürleşmesi içindir. Bu nedenle devrimci tutsaklar düşman karşısında özgürlük bilinciyle var olma mücadelesi vermektedir. Onlar bizim vicdanımız, yüreğimiz, yaşamı özgürleştirme sesimizdir. Bedenlerini direnişle arındırıp yüreklerini özgür yaşama akıtanların bu sesini duymak ve bu sese ses katmak, ortak olmak insan olmanın bir gereğidir. Her birimiz, kim olursak olalım, insan olmanın o vicdani hissini yaşıyor isek, özgür tutsaklar için mutlaka bir şeyler yapmalıyız. Evet, bu yiğit insanlar ölümü de göze alarak böyle bir direnişe geçiyorlar, ama onları -giderek kritik bir aşamaya doğru ilerlerken- yalnız bırakmamalıyız.

Onlar sömürgeciliğin zindan-yaşam ikilemini, denklemini bozup, özgürlük-yaşam denklemini, ölümü de göze alarak yeniden kurmanın eylemselliğini geliştiriyorlar. Onların yaşamı özgürleştirme eylemine, çeşitli biçimlerde katılım göstermeli, direnişin başarması için elimizden geleni, hatta daha fazlasını yapmayı bir görev bellemeliyiz. İçeride ve dışarıda demokratik, özgür bir yaşamın gelişmesi için hepimiz bir olmalı, sesimize ses katmalı, her geçen gün kendini büyüten bir direniş okyanusuna dönüşmeliyiz.

Direnişi okyanus haline getirerek, içeride ve dışarıda yürütülen mücadeleyi birleştirip büyüterek MUTLAKA KAZANACAĞIZ!